17 Ocak 2009 Cumartesi

Salvador Dali

Salvador Domingo Felipe Jacinto Dalí y Domènech, kısaca Salvador Dalí, ispanyol sürrealist ressam.
Dalí 11 Mayıs 1904'te, İspanya'nın Katalonya bölgesinde bulunan Figueres kentinde, Salvador Dalí i Cusí ve Felipa Domenech Ferres çiftinin ikinci çocuğu olarak dünyaya geldi. Çiftin 1901 doğumlu ilk çocuğu, Dalí'nin doğumundan tam dokuz ay on gün önce (1 Ağustos 1903'te) sindirim yolu iltihabından ölmüş, onun ismi olan Salvador da ikinci çocuğa geçmiştir.
1914'te annesinin desteğiyle özel bir resim okuluna yazılan Dalí, 1919'da Figueres Belediye Tiyatrosu'nda ilk sergisini açtı. Şubat 1921'de ise çok sevdiği annesini meme kanserinden kaybetti. Annesinin ölümü hakkında "hayatımda aldığım en büyük darbeydi.'' diye bahsetmektedir.
Dalí hayatı boyunca, 1500'den fazla resim ve onlarca heykelin yanı sıra, çeşitli taş baskı eserler, kitap illüstrasyonları, tiyatro dekorları ve kostümleri üretmiştir. Ayrıca, Man Ray, Brassaï, Cecil Beaton ve Philippe Halsman gibi fotoğraf sanatçılarıyla ve Elsa Schiaparelli, Christian Dior gibi moda tasarımcılarıyla beraber çalışmıştır.
Bugün Dalí'nin eserlerinin büyük çoğunluğu, Figueres'deki Dalí Tiyatro ve Müzesi'nde bulunur. Florida'nın St. Petersburg kentindeki Salvador Dalí Müzesi, Madrid'deki Reina Sofia Müzesi ve Los Angeles'taki Salvador Dalí Galerisi de sanatçının yüzlerce eserini barındırır.

Yoğun istek üzerine 1 şubata kadar uzatılan ''İstanbul da bir sürrealist; Salvador Dali'' sergisi Sabancı Sanat Müzesinde sergilenmektedir. Ayağınıza kadar gelen bu fırsatı gerçekten kaçırmayın derim. Bir daha bulup gezmesi zor olucaktır. Dali hakkında doğumundan başlayarak ölümüne kadar geçen sürede hem eserleri, hem aile hayatı, hem aşk hayatı ile ilgili bilgiyle dolup taşıyorsunuz.
Ve kesinlikle 1-2 saatte gezip bitilicek gibi değil. 3 katlı sergide bana kalırsa her kata bir gün ayırmak lazım ancak böyle bir şey mümkün olmadığından sergiye gittiğiniz güne başka program koymayın derim.

Kendini dahi olarak nitelendiren Dali bence kendine haksızlık ediyor. Çünkü onun dahiden de öte birşey olduğunu düşünüyorum. Günlüklerine daha 13 yaşında liseyi bitirip dahi olacağım ve herkes beni konuşucak diye yazması daha çocuk yaşlarda ne olmak istediğine karar wermesi benş gerçekten şasırttı.
'
Ayrıca Gala ile yaşadığı aşkta gerçekten büyük bir aşkmış. Bazı eserlerine attığı 'S.G Dali' , 'Salvador G Dali' gibi imzalarda bulunan G nin de böylece nerden geldiğini anlamış oldum. Ailesinin itirazlarına karşı Gala ile evlenmiş ve Galanın ölümüne kadar ona büyük bir aşk beslemiş Galayı kaybettikten sonra ise zaten evinden dışarı bile çıkmayacak kadar bunalıma girmiş ama yinede üretmeyi bırakmamıştır.

Sergide beni bir diğer şaşırtan şey ise Ara Güler'in Salvador Dali ile tanışması ve onun resimlerini çekmesidir. Gerçekten bugune kadar gördüğüm en güzel Dali resimleri olmakla beraber Güler'in Dali ise tanışmış olabilmesini, onunla sohbet edebildiğini düşünmek bile beni inanılmaz kıskandırdı ve gururlandırdı.


Her ne kadar Dali ben iyi bir ressam değilim çünkü iyi resim yapabilmek için biraz aptal olmak gerekir ben ise iyi resim yapamayacak kadar zekiyim demesi aslında ne kadar dahi olduğunu sürekli vurgulasa da bence biraz kendiyle ve onu bu kadar ciddiye alan insanlarla dalga geçiyor.

O her ne derse desin ''İyi ressam olmak çok kolaydır. Sadece iki şartı vardır. Birincisi ispanyol olmanız gerekir. İkincisi adınızın salvador dali olması gerekir.''

6 Ocak 2009 Salı

Doğal Gaf Kralı

İşte Vakit Gazetesine göre Yılbaşında yaşanan felaketlerin nedeni:

''İsrail'in Gazze'ye yönelik katliamına rağmen yılbaşını kutlayan duyarsız çevreler, çeşitli rezaletlerin yanı sıra facialara da sebep oldu. Ankara'da yılbaşını kutlayan kızlı-erkekli 7 öğrenci, alkol alıp sızan doğalgazı farkedemeyince gaz zehirlenmesi sonucu hayatını kaybetti. Çankaya İlçesi Birlik Mahallesi'nde yeni yıl kutlamalarına katılan 7 üniversite öğrencisi, karbonmonoksit gazından zehirlenerek hayatını kaybetti.''


yaa allah sizin gibi zihniyeti kahretmesinde napsın? şu ifadeye bakarmısınız alkol alıp sızan??ya sen kimsin de yargılamaya ayıplamaya hak görüyosun kendinde.


Veysel Karani Demir '' gençlerin kimisi çıplaktı.''


eeeeee bu ne demek biliyormusunuz? zaten onlar orda masumca eğlenmiyorlardı ölmeyi hakettiler. başka hiç bişey değil yani.

şu iki örnek bile bütün türkiye 7 tane genç yani bir tanesi bile herkesi mahvedicek kadar üzücekken 7 tane insan 7 tane can için ağlarken bir tanesi bir gazetenin ilk sayfası bir taneside dangalak birinin tüm televizyonlara yaptığı bir açıklama.

insanın eğlence anlayışına saygı duymuyorsunuz, sizinle aynı düşünmüyorlar diye yargılıyosunuz, aşağılıyorsunuz ama e be kardeşim bari insanların duyduğu acıya saygı duyun bari onu becerinde kapayın çenelerinizi. 7 tane insan öldü bu demek oluyoki 7 tane ailenin evinde fırtınalar kopuyor. bari buna saygı duyun!



Savaş ?

ya şimdi türkiye de yaşayan israilli arkadaşlarımın kalbini kırmak istemiyorum ama
bu nasıl birşey ya? insanlığın bir metre yakınından bile geçmiyor yapılanlar.
hergün gazetelerde tv de haberlerde o kadar kötü ki görüntüler gerçekten izlemeye içim el vermiyor. o küçücük bebekler başlarında anneleri babaları öperek acılarını azaltmaya çalışıyor ama nafile her yerleri yaralar içinde.. bi an öncee son bulsun bu iğrenç durum!

Canım Ailem

yahuu bu nasıl bir dizidir.
bu akşam izledim şimdi gece yine tekrarı var yine hiç sıkılmadan izliyorum.
bu meliha daga önce nerdeymiş bir insan yapmacıklıktan bukadar uzak hem bu kadar komik hem bukadar sempatik nasıl olunur.
adana şivesini bilmiyorum doğrumu yapıyor yanlış mı ama şiveside okadar şirinki.
hele samim seni öldürürüm deyişleri. bu senenin en güzel dizisi bence inşallah uzun soluklu olur.
meliha yı oynayan oyuncunun adı Şebnem Bozoklu ve inanabiliyormusunuz ki sadece 29 yaşında :)
hem 9 eylül güzel sanatlar hemde müjdat gezen tiyatrosu mezunu. hatta müjdat gezende dizide ki kardeşini oynayan oyuncuyla sınıf arkadaşlarıymış.
iyi ki bu dizide oynamış. inşallah bu dizi ile yolu açılır ve daha çok izleriz onu.
tabi şimdi diziden bahsedip sadece Meliha karakterini övmek olmaz.
dizi gerçekten çok güzel bence herkes izlesin iç karartıcı ve sadece ağlatmaya odaklı dizilerdense canım ailem gerçekten güzel. zaten içinde uğur yücelin bulunduğu bir işin kötü olmasını düşünemiyorum bile.

24 Aralık 2008 Çarşamba

Son Zamanlarda İzlediğim Filmler

LONDON : Evde öylesine film bakarken ablamın yeni aldığı filmler arasından konusunun ne olduğunu bilmeden elime geçince izledim bu filmi. her jason statham hayranının izlemesi gereken bi film. jessica biel de olduğundan daha bile güzel bu filmde. film genel olarak tek bir mekanda geçsede oyuncuların bir o tarafa bir bu tarafa gelip gitmeleri hiç durmadan konusmaları filmi akıcı kılıyor. zaten oyuncular konusurken yaşanan flashbacklerle bi anda tuvalet sahnesinden çıkıp kendinizi başka bi yerde buluyosunuz. gerçekten çok güzel bi film. vermek istediğini okadar saf yalın ve çarpıcı vermişki beğenmeme ihtimaliniz yok!

AROG : sanmıyorumki daha önce hiç bir film hakkında daha çekimleri bile başlamadan filmin yorumları başladı, yada daha önce ben hiç böylesiyle karşılaşmadım. dolayısıyla noluo gora çekileli 2 senemi oldu 3 senemi oldu devam filmi yapılacağı öğrenildiğinden beri insanlar en az iki yıldır arog u bekliyor.. ee birseyi iki sene beklersen beklentilerin nolur her geçen gün artar. sonra nolur filme giren hiç kimse memnun ayrılmaz. tabiki hiç kimse demek istemiyorum ben şahsen çok beğendim arog'u. evet gora kadar güldürmüyordu amaa gora dan çok daha farklı bişey vardı bu filmde. gora bence sadece dialoglarıyla, karakterleriyle güldürmeye yönelik bir filmken arog ondan çok daha farklı birşey olmuş.örneğin futbol sahnesinde rıdvan dilmenin '' bence gol olur'' demesi aklımda en çok kalan sahnelerden biriydir. film vizyona girmeden bi hafta öncesine kadar cem yılmaz her programda filmini anlatıyordu ve dediği tek birsey dikkatimi çekti; '' bu filmi dekoderi olan anlar ve güler, dekoderi olmayan anlayamaz.''
gülmekten ölücez beklentileri ile gitmeyin inanın ki film sizi güldürüyor..

12.12.2008 DÜNYANIN DURDUĞU GÜN : nedir bu dünyanın 2012 de biticeğine inanmak onu pek anlamış değilim ama bu filmde dünyanın sonuyla alakalı diye bi görmek istedim. bilimkurgu pek sevmem zaten ama yani bilmiorum çok kötü bi filmdi. gerçekten izlemek istememe kendimi zorlamama rağmen 15. dakikadan sonra uyumaya karar werdim. ne yalan söyleyeyim hiç mi hiç tavsiye etmemekteyim :)

belki bu gece WICKER PARK'ı izlicem.. izlemeden bişey yazmak istemiyorum ama buda kesin izlenmesi gereken filmler arasındaymış dendi bilgilerinize arz edilir..

Boğaziçi Köprüsü

Köprü artık o kadar komik bir hal aldıki kimi yerde beş şerit kimi yerde iki şerit.. ve şeritler öyle düzenli bir şekilde de azalmıyor bi anda kendini beşten iki şeride inmiş bir yolda buluyosun. strateji oyunu oynar gibi hissediyorum kendimi zaten herkesi bir yerlere yetişme çabasıyla bi telaş sarmış ne sağına bakan var ne soluna..
işçi arabasının yanlış çıkmasından dolayı geçen ay iki kişi hayatını kaybetti bakıoyorumda şimdi bazı yerlerde işçi arabası çıkabilir diye şeride kukalar koyuyorlar ama bizimkiler bir şerit bi şerittir diyerek ne uyarı dinliyor ne kuka orayıda kullanmaya devam ediyor.. ee şimdi işçiler mi suçlu oldu yoksa uyarılara aldırmadan bildiğini okuyan bizler mi ?
Ama metrobüsten umutluyum herkes toplu taşımaya yönelsinde bizde rahat gidip rahat gelelim insanı araba kullanmaktan soğutuyor bu trafik.. az kaldı ama inşaatlarının bitmesine bende heycanla bekliyorum ne sonuç çıkıcak bakalım bunca aydır süren çalışmadan..

16 Kasım 2008 Pazar

Atatürk'ün Bursa Söylevi..

Atatürk'ün Türk gencine duymuş olduğu inancı herkes görsün istedim..

“Türk genci, devrimlerin ve rejimin sahibi ve bekçisidir.Bunların gerekliliğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır.Bunları güçsüz düşürecek en küçük veya en büyük bir kıpırtı duydu mu, bu memleketin polisi vardır, adliyesi vardır demeyecektir.Hemen müdahale edecektir.Elle, taşla, sopa ve silahla, nesi varsa onunlaYine düşünecek, demek adliyeyi de düzeltmek gerekir,diyecektir.Onu hapse atacaklar.Yasal yoldan itirazlarını yapmakla birlikte;Bana, İsmet Paşa’ya, meclise telgraflar yağdırıp,Haklı ve suçsuz olduğu için serbest bırakılmasını,korunmasını istemeyecek,Diyecek ki: Ben kanaatimin gereğini yaptım.Müdahale ve eylemimde haklıyım.Eğer buraya haksız olarak gelmişsem,Bu haksızlığı oluşturan nedenleri düzeltmek de benim görevimdirİşte,benim anladığım Türk Genci ve Türk Gençliği...”